Ana içeriğe git

12 Eylül Darbesinin Nedenleri ve SonuçlarıDevam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Halklarımız, Kirli Elleri de Koruyanları da Unutmayacak!..

Kurumlarımıza,Demokratik Kamuoyuna,
  Kayseri’nin Pınarbaşı İlçesi’nin Kılıçmehmet Köyü’nde bayramın ilk günü gerçekleştirilen silahlı saldırı ve suçüstü yakalanan faillerinin ödüllendirilir gibi serbest bırakılması, tüm toplumumuzda derin bir öfkeye neden oldu.
  
Saldırının yaşanmasından kısa bir süre önce yaşanan gerginliğin bir devamı olarak, Çerkes gençlerinin içerisinde olduğu araç yolda ateş açılarak durduruldu. Pompalı tüfek ve silah kullanılan saldırıda Albuz Karataş ve Mehmet Domaniç yaralandı. Araç durunca, saldırganlardan biri yanlarına yaklaşıp yakın mesafeden tabancasını 3 kez ateşlemeye çalışıyor, tabanca tutukluk yapıyor. Saldırıya uğrayanlar yaralı olmalarına rağmen, bu kişinin elinden silahı  ve diğerinin elinden pompalı tüfeği alıyorlar ve saldırganlar, saldırıya uğrayan gençler tarafından etkisiz hale getiriliyor.
Mustafa Okuyucu ve Ömer Okuyucu isimli 2 saldırgan, ‘Birden fazla kişiyi öldürmeye tam teşebbüs ve adam yaralama” suçlaması ile tutuklanmak üzere mahkemeye sevk edilmelerine rağmen, sanıklar sorgu hakimi tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Eski MHP milletvekili, şimdinin AKP milletvekili olan Sadık Yakut’un devreye girerek saldırganları serbest bıraktırdığına dair halkta ve farklı çevrelerde oluşan genel kanı her geçen gün güçlenmektedir. Kendi partililerini, yandaş ve taraftarlarını koruma kollama anlamında yargıya müdahale sicili hayli kabarık olanlar bu durumu doğal karşılayabilir. Ancak, savcı kökenli AKPli bir milletvekilinin “yargıya ricada bulunup adam öldürmeye teşebbüs eden birini serbest bıraktırmasının” en az saldırı kadar herkesi ilgilendirdiğini ve hak etiği tepkiyi alacağını şimdiden söyleyebiliriz. 
Sanıkların serbest bırakıldığını öğrenen yaralıların yakınları ve duyarlı kesimler, İlçe Jandarma Karakolu önünde mahkemenin kararını protesto etti. Genellikle, MHP v.b. zeminlerde kümelenen milliyetçi ve gerici kesimlerle iç içe olan kimi Avşarlar bu bölgede dönem dönem Çerkesler’e ölümlerle ve yaralanmalarla sonuçlanan saldırılar düzenlemektedirler. Daha önce de Yukarı Karagöz Köyü’nde yine aynı şekilde ilçeden köylerine dönen kişiler silahlı saldırıya uğramış ve 3 kişi hayatını kaybetmişti.
   Görülüyor ki; toprakların sulanması, düğün v.b. konularda dahi küçük bir kıvılcım, kökleri geçmişe dayanan nedenlerden ötürü halklar temelinde bir çatışmaya dönüşebiliyor. Bu saldırı, bölgedeki bu gerçekliğin en acı yansımalarından biridir. 
   Bölgede halkımıza pusu kurma sabıkası hayli kabarık olan milliyetçi-ırkçı lümpen takımının saldırısıyla ilgili kurumlarımızla ve yöreden insanlarla görüşme ve detaylı araştırma yaptık. Bayram tatili/bayram ziyaretleri nedeniyle henüz tüm Çerkes camiasının ve demokratik kamuoyunun konudan veya detaylarından haberdar olmadığını gördük. Fakat Pınarbaşı özelinde Çerkes halkının tepkisi sokağa taşmış durumda. Gergin bir bekleyiş var ve thamadeler kitlenin soğukkanlılığını koruması yönünde çaba sarfetmekteler. Devlet cephesinde; mülki idare amirleri konuyla ilgili toplantı yaptılar. Halkın cephesinde ise; bölgedeki Çerkes büyükleri toplantı yaptılar. Konuya duyarlı kesimlerle karşılıklı olarak sürekli bilgi akışı sağlanıyor.
   Bu çok boyutlu olayla ilgili tespitlerimiz, görüş ve önerilerimiz aşağıdadır:
- Bu durumu kan davasına dönüştürmek, saldırıya sessiz kalmak kadar hatalıdır.. Halkın dayanışma bilincini köreltmeye, reflekslerini zayıflatmaya neden olabilecek kafa karıştırmaya dönük her türden yaklaşıma karşı olmakla birlikte, halkın haklı refleksini kendi mecralarına tahvil etmeye çalışabilecek olan güç odaklarının provokatif girişimlerine de uzak durmalıyız. Provokatif adımlara kapı aralamamalıyız. Ancak "provokasyona gelmeyelim" yönündeki bu haklı gerekçe, tepkisizliğe, tavırsızlığa, sinikliğe neden olmamalıdır. Her halkın meşru müdafa hakkı saklıdır. Sağduyulu ama kararlı bir şekilde birlikte hareket etmeliyiz. Tek bir insanımıza dahi yapılacak bir haksızlığa karşı çıkacağımızı ve yöre insanının yalnız olmadığını, yalnız bırakmayacağımızı göstermeliyiz. Bu saldırıların tekrarını engellemek için; bölgede ve çeşitli illerde gösteri, kitlesel hastane ziyareti, telefon/faks/mail v.b. araçlarla protestolar, hassas kişi ve noktalar için tedbir mekanizmaları oluşturma ve benzeri her türden meşru adımlar atılmalıdır.
- Kaf-Fed, tepkinin öncüsü, örgütleyicisi olmalıdır.. Halklarımızın tepkisini tek elden dile getirme anlamında Kaf-Fed’in harekete geçmesini, toplumsal reflekslere öncülük etmesini talep ediyoruz. Ayrımsız diğer tüm yapılanmalarla ve demokratik kamuoyundan dostlarımızla birlikte, -hem saldırıya hem de saldırganları serbest bırakma- durumuna karşı her türden tepkinin örgütlenmesinde tüm gücümüzle yer almaya hazırız. Aslolan, örgütlü tepkidir.
- Halklarımızın haklı refleksi kirli odaklarca istismar edilememelidir.. Bu olayın beslendiği ekonomik-politik-sosyolojik zemine dikkatle baktığımızda; bir bebekten katil yaratabilen, halkları birbirine düşmanlaştıran bu ülkenin mevcut koşulları sorgulanmadan ve aşılmadan kalıcı anlamda hicbir şey yapılamayacağını görebiliriz. Saldırının mantığı, bugüne kadar süre gelen devlet aklının halklara dönük inkar ve imhaya dayalı iç ve dış siyasetinin mantığından bağımsız değildir. Bu saldırının aktörleri, sorunları demokratik yollardan çözmeyen milliyetçi-ırkçı resmi ideolojinin ırkçı oluşumlarda kümelenen sivil izdüşümleridir. Bu nedenle, iktidar aklının her zamanki gibi saldırganlara sahip çıkması oldukça olağandır! Bizler ise, halkların -bir arada kardeşçe ve eşitçe yaşamasını- hedefleyen taleplerimizden bir milim sapmamalıyız. Bu taleplerimiz, kendi halkımız kadar tüm halklar için de geçerlidir. Biz, Çerkes-Avşar husumeti istemiyoruz. Yaşadığımız coğrafyada özellikle bu dönemde halkların birbirini boğazlamasından nemalananları sevindiren bunca gelişme varken, bu rantçı simsarların bizim üzerimizden yeni bir koridor açmasına fırsat vermemeliyiz.
- Aslolan, bireysel “kahramanlık”lar değil, kolektif aklın yol göstericiliğidir.. Bu aşamada, DÇH içinde ve çevresinde yer alan arkadaşlarımızın ve duyarlı insanlarımızın bu gergin durum nedeniyle tepkilerini ve meşru müdafa taleplerini anlamakla birlikte, alınmış bir merkezi karar içermeyen tüm kişisel adımlardan, kendiliğindenci tutumlardan uzak durmaları bir örgütlülük, bir toplumsal aidiyet disiplininin gereğidir. Her zamanki gibi, tüm arkadaşlarımızın soğukkanlılıklarını koruması gerekmektedir. Oluşacak her türden tepki örgütlü bir halk hareketinin bir parçası olmalıdır. Bir an bile unutmamalıyız ki;
Irkçı-gerici güruhların milletvekilleri, halk düşmanı tetikçileri varsa, halklarımızın da dayanışma iradesi ve örgütlü bilinci var!..

   Halklarımızın ve demokratik kamuoyunun bilgilerine sunarız.

Yoksullar ve Yoksunlar İçin
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ
22 Ağustos 2012

 

 

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes