Ana içeriğe git

12 Eylül Darbesinin Nedenleri ve SonuçlarıDevam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Eşitsizlik Türeten Paradigmalar ve Kadınlar - Fatma Özdemir

Dünden Bugüne Kadının Hak Mücadelesindeki Yeri
Aslında bu yazıyı çok başka türlü yazmayı hayal etmiştim. Ama seyrettiğim bir belgeselden çok etkilendim, o yüzden de onu size kısaca anlatmak istedim. 1923 doğumlu bir kadın, Türkiye’nin ilk kadın emniyet müdürü.  400 erkek öğrenci ile birlikte 4 yıl okuduktan sonra mülkiyeden mezun oluyor
Maalesef ataerkil toplumun sonucu, tayin emrinin bir türlü gelmemesinden yakınarak dönemin içişlerine müracaat ettiğinde “Sen kadınsın, kadından nasıl bir Emniyet Müdürü olabilir ki” diyerek geri çevriliyor. Ve mahkeme kararı çıkararak önce emniyet amirliği ve sonradan gelen terfiler ile Emniyet Müdürlüğü yapan bir Cumhuriyet kadını; Feriha Sanerk...
Neden bu kadar etkilendim bir kadın olarak, hala yaşadığımız toplumda yerinin neresi olduğunu bilemeden yaşayan ve kendi haklarına sahip çıkamayan bir sürü kadının varlığı beni huzursuz etti.
Bu nedenledir ki bizler, artık içimizden gelen daha önceleri sessizlik ile ortaya çıkarmaya çalıştığımız çığlıklarımızın artık duyuluyor olmasına önem vererek, hayatın her dalında mücadele edebilen, hakkın ve haklının yanında olabilen, gerçekten ezilen ve sömürülen bir zavallı olmaktan öte, bizler birer bireyiz ve bugün de bu çığlığımızı toplumun ve dünyanın her kesimine duyurmalıyız diye düşünmekteyim.  Aslında bilir misiniz ki en büyük devrimciler kadınlardır.
8 Mart 1857’de ABD’de greve giden dokuma işçisi kadınların ve 8 Mart 1917’de Şubat Devrimi'nin kıvılcımını çakan Petrogradlı dokuma işçisi kadınların anısına kutlanan Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nden de anlaşılacağı gibi emeğin ve kimliğin olduğu her yerde kadın her zaman vardır.
8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis, kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçinin fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak can vermişti.
''Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacını taşıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele, bütün dünya kadınlarının ortak mücadele ilkelerinin başında yer almaktaydı.''
Ve kadınlar artık sokağa çıkmalıydı.
Bir kadın yazar 1911’deki gösterileri anlattığı yazısında şu ifadeleri kullanmıştı:
“İlk Uluslararası Kadınlar Günü 1911’de gerçekleştirildi. Başarısı, beklenenin çok üstündeydi. Her yerde toplantılar düzenlendi. Küçük yerleşimlerde, hatta köylerde bile salonlar öyle tıklım tıklımdı ki kadınlar toplantılara katılan erkeklerden kendilerine yer vermelerini istedi. Bu gün kesinlikle çalışan kadının ne kadar militan olduğunun ilk göstergesi oldu. Erkekler evde çocuklarıyla kalırken kadınlar toplantılara koştu. Hatta o gün yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı sokak gösterilerinde polis pankartları toplamaya karar vermişti, ancak kadınlar polise direndi.”
Aslında bunları yaptığım alıntılardan da anlaşılacağı gibi örneklemek mümkün.
Yaşadığımız bu coğrafyada kadına şiddetin had safhada olduğu bu dönemde iktidarın ve kanun koyucuların duyarsızlıkları ve hatta eşitsizlik türeten mevcut paradigmaları canla başla korumaları anlaşılır gibi değil. Ama biz kadınlar olarak diyoruz ki;  Dünyanın neresinde olursak olalım diğer mücadele unsurlarıyla birlikte emperyalist baskıya ve sömürüye son vermek adına sokağa ineceğiz ve hem kimliklerimize hem de haklarımıza sahip çıkacağız.
Takaph Fatma
 

 

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes