Ana içeriğe git

12 Eylül Darbesinin Nedenleri ve SonuçlarıDevam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Halkların İhtiyaçlarına Uygun Bir Eğitim Sistemi İstiyoruz!..

Piyasalar İçin Değil, Emekçi Halklar İçin Eğitim!
   Bir toplumun içinde yaşadığı üretim ilişkileri bilinmeden, o toplumun tarihsel süreci ve aktörleri doğru okunmadan eğitim sistemini anlamak ve doğru analiz etmek mümkün değildir.
 Küresel işleyişte uluslar arası işbölümü, işbölümünde biçilen konum, sermayenin niteliği, sınıfların tarihsel gelişimi vs. bakmadan; toplumsal üst yapıda eğitim, hukuk ve siyasette olan bitenleri doğru tanımlamak ve anlamlandırmak mümkün olmamaktadır. Egemen iktidarın ’’eğitim reformu‘’olarak adlandırdığı kamuoyunda ‘’4+4+4 yasası’’ olarak bilinen yeni düzenlemeye de bu açıdan bakmak süreci anlaşılır kılacaktır.
   Sermayenin azalan kar eğilimi, tüm dünyada daha saldırgan ve daha yıkıcı bir müdahale sürecinin önünü açarken, küresel krizlerin bedeli yoksul ve kimliğinden yoksun halklara ödetilmektedir. Yoksulluk ve yoksunluk artarken, çağını doldurmuş kapitalizm halkların önüne çözüm diye dinsel ve milliyetçi bir fanatizmi servis etmektedir. Kapitalizmin en kanlı aşaması olan emperyalizm, kimi zaman doğrudan müdahale yolunu seçerken, kimi zaman da işbirlikçileri yoluyla müdahale etmektedir. İşbirlikçilerin hakim olduğu ülkelerde hukuk, güvenlik, siyaset, eğitim vb. kurumlar da emperyalistlerin ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir.
   Kamuoyunda ‘4+4+4 yasası’ olarak bilinen ‘’Eğitim yasası’’da, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun dayatmasıyla ortaya çıkan ve Hükümet tarafından oldu bittiyle yasalaştırılan, Türkiye halklarının temel ihtiyaçlarıyla ilgisi olmayan, emeğin sömürüsünü ve çocuk işçiliğini artıran, “ılımlı İslam” düzeneğine uygun dinci ve milliyetçi bir gençlik oluşturmayı amaçlayan, toplumsal muhalefetin önünü kesmeye dönük bir düzenlemedir. Yasaya eklenmiş olan ‘seçmeli anadil dersi’ ise, asıl amacı gizlemeye çalışan, halkların kimlik ve dile ilişkin oluşan haklı taleplerini ‘kırıntı’yla yanıtlayan,  aldatmacadan başka bir şey değildir. 
   ‘Seçmeli anadil dersi’ ve ‘Yüksek öğrenim harçlarının kaldırılmasını ‘ mücadelenin bir kazanımı olarak kabul ediyoruz. Bunlar egemen anlayışın bir lütfu değildir. Uzun yılların özlemi gereği çocuklarına anadil eğitimi vermek isteyen insanlarımızın seçmeli de olsa bu kazanımdan yararlanmaya dönük çabalarına saygı duyuyoruz fakat meseleye de bütünlüklü bakarak sorgulamalıyız. Daha ileri taleplerin önünün kesilmesine izin vermemeli, geri adım atılmamalıdır. İkinci bir “yetmez ama evet” yanılgısı, ileride telafisi mümkün olmayan yaralar açacaktır.
   Emperyalistler ve işbirlikçileri, bu yasayla, kendi üretim yapılarına uygun niteliksiz ve ucuz emek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, diğer taraftan sistemlerine karşı oluşan toplumsal muhalefeti de dinci ve gerici bir eğitim sistemiyle sindirme yolunu seçmişlerdir.
Ancak bu mızrak bu çuvala sığmaz, bu halk da bu deli gömleğini giymez !
BAŞARAMAYACAKLAR!
   Eğitimi, kendi iç dinamiklerinden koparıp beş yaşındaki çocukları okul disiplinine sokmak, ilk dört yıldan sonra mesleki seçim yapmaya zorlamak, 13 yaşında zorunlu eğitimi sonlandırmak eğitim sisteminde yaşanan sınıfsal eşitsizliği artıracaktır. Devlet okullarında eğitim kalitesinin düşürülmesi, özel okulların ve dershanelerin önünü açacak, eğitimde başlamış olan ticarileşme hızlanarak artacak, eğitim kamu hizmeti ve devlet yükümlülüğü olmaktan çıkacaktır. Eğitim, sağlık, güvenlik gibi temel ihtiyaçlar piyasacı anlayışın hükmüne bırakılamaz.
   Yasayla gündeme gelen ‘seçmeli anadili eğitimi’ halkların haklı taleplerini istismar eden bir anlayışın ürünü olarak görünmektedir. Bir dilin varlığının ‘seçmeli ders’ alanına sıkıştırılması, devletin olması gereken bir yükümlülüğün bireylere bırakılması ve sorumluluktan kurtulma çabası, samimiyetsizliğin ve ikiyüzlülüğün ifadesinden başka bir şey değildir. Devlet, yaşayan bütün dillerin gelişmesi ve varlığını sürdürebilmesi için azami çabayı göstermekle, kamusal güvence sağlamakla yükümlüdür.
BU EĞİTİM YASASINA KARŞI ÇIKIYORUZ!
-   Emperyalistlerin ve onun yerli işbirlikçilerinin ihtiyaçlarına göre şekillendiği için,
-   Dinci ve kaderci bir gençlik yetiştirmeyi amaçladığı için,
-   Bilimsel anlayışa aykırı olduğu için,
-   Eğitimi ticarileştiren ve eşitsizliği artıran bir anlayışın ürünü olduğu için,
-   Halkın ihtiyaçlarıyla ilgisi olmadığı için,
-   Bu devşirme düzenine uygun kafalar yetiştirmeyi amaçladığı için.
Bilimsel, Eşit ve Anadilde Eğitim İçin Örgütlü Mücadele Zamanıdır !
Eğitim Yasasına ve Anadilde Seçmeli Ders Aldatmacasına Hayır !
 
Yoksullar ve Yoksunlar İçin
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ
5 Eylül 2012

 

 

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes