Ana içeriğe git

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Patronlar İktidarın Mitinginde, AP Yeşiller Grubu Cizre’de!

AP Heyeti’nin Cizre ziyareti ve patronların miting çağrısı, Türkiye’de ve uluslararası alanda gündemin iki başat konusu oldu..
AP YEŞİLLER HEYETİ CİZRE’DE!
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Eş Başkanı Rebecca Harms ile Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, 8 gün sokağa çıkma yasağı ilan edilen ve bir kısmı çocuk 20 civarında sivilin öldürüldüğü Şırnak’ın Cizre İlçesi'ni ziyaret etti. Harms ile Özdemir, Nur Mahallesi'nde çıkan çatışmalar sırasında zarar gören ev ve işyerlerinde incelemelerde bulunup, vatandaşlarla görüştü.
Özdemir: Silahlar Hemen Sussun
Yakınlarını kaybedenlere başsağlığı dileklerinde bulunarak gazetecilere açıklama yapan Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, şöyle dedi: "Bizim buraya gelmemizin sebebi bir dayanışma ziyareti. Sizin acınız bizim acımız. Kim olursa olsun ister üniformalı olsun, ister üniformasız olsun bütün ölen insanlar bizim kardeşlerimiz. Burada denenmiş metotlar ilk defa denenmiyor, daha öncede denenmiş metotlar. Sonuç itibari ile acıdan başka, zarardan başka bir fayda getirmedi. Dolayısıyla yanlış bir yol devam etmenin hiçbir faydası yok. Akıl, mantık gerektiği sonuç silahların hemen susması ve önümüzde bayram var. Bayram iyi bir fırsat. Bayramda herkesi silahların susmasına davet ediyorum. İki tarafın tekrar bir araya gelip müzakerelerin tekrar devam etmesine davet ediyorum. Mademki bir güven sorunu var diyorlar o zaman başkalarının, üçüncü tarafların gözlemci olarak buna eşlik etmesini teklif ediyoruz. Bize orada düşen bir görev varsa ona seve seve hazırız. Ama lütfen artık hiç kimse artık hayatını yitirmesin ve kimse zarar görmesin, Türkiye zarar görmesin. Çünkü Türkiye zarar görüyor. Belki havuz medyası burada olup bitenleri saklamış olabilir ama biz Avrupa'da duyduk Cizre'nin sesini. Sesiniz ta Avrupa'ya kadar geldi."
Harms: Çözüm Silahta Değil
Görevden alınan Belediye Başkanı Leyla İmret'ten beklentileri olduğunu söyleyen Harms, şöyle konuştu: "Leyla'dan beklediğim şu; dağılmış, yıkılmış bir şehrin belediye başkanı olmaktansa o şehri yeniden inşa edin. O şehrin okullarını düzeltin, o şehrin kanalizasyon sistemini yeniden inşa edin. O şehre hayat getirin, o şehre canlılık getiren bir belediye başkanı olmasını istiyorum. Bunun da temel şartı ve bunların gerçekleşmesi için gerekli ön koşullar biran önce silahların susması barış ve çözüm masasına yeniden dönülmesidir."
Heyet üyeleri daha sonra ölenler için kurulan taziye evini ziyaret etti.
PATRONLAR ve YANDAŞLARDAN SARAYA-SAVAŞA DOLAYLI DESTEK!
AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde aldığı yenilginin ardından başlatılan savaş ortamında patron örgütleri ile yandaş sendikalar “teröre karşı bayrağını al da gel” diyerek miting çağrısı yaptı.
TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD, TESK, Memur-Sen, Kamu-Sen, Türk-İş, Hak-İş, TİSK, Türkiye Barolar Birliği, TÜRMOB, TZOB ve TEMAD'ın çağrıcılık yaptığı mitinge sermaye örgütleriyle el ele veren işçi sendikalarının, meslek örgütlerinin katılması tepki topladı.
Savaş lordlarının çıkarları için, saray ve iktidar için sivillerin ve yoksul ailelerden askerlerin can verdiği bu sürece eleştirel tek kelime etmeyen patronlar ve yandaş sendikalar, tam da iktidarın çizdiği sınırlarda yürüyerek, meseleyi “teröre ve bayrağa” indirgeyerek, çatışmalara yönelik halkta yükselen öfkeyi maniple etmektedir. En ağır bedelleri yoksulların ödüyor olması gerçeğini perdeleyen patronlar ve yandaş sarı sendikalar, yine milliyetçi damarı can simidi olarak kullanmaktadır. Yine “Aynı gemideyiz” masalını servis etmektedir. Türk bayrağı, ülke gerçeklerini örtmek için istismar aracı olarak kullanılmaktadır, bayrağa saygısızlık yapılmaktadır. Emekçilerin kanını emerek saltanat süren bu anlayışlar, ne terör ne de kardeşlik konusunda samimi olamazlar.
Bunların “Kardeşlik” Anlayışını Soma'dan, Ermenek'ten ve Suruç'tan Biliyoruz!
Bugüne kadar iş cinayetleri, katliam, baskı gibi ‘insanlık suçu’ kapsamına giren olaylarda çıtını çıkarmayan, örtmeye çalışan veya alkış tutan anlayışların “kardeşlik” edebiyatı ciddiyetsiz olarak değerlendiriliyor. Demokratik kurumlar tarafından, 35 günlük çocuk öldürülürken üç maymunu oynayanların “tarafsız” görüntüsü altında failleri aklama çabası deşifre edildi. Katliamı kim yaparsa yapsın karşı çıkma cesareti göstermedikleri vurgulandı.
Doğu illerine giden otobüslere ve üç kuruş kazanmak için şehir şehir dolaşan inşaat veya mevsimlik işçilere sırf Kürt diye saldırılar düzenlenirken, parti binaları polis denetiminde yakılırken, gazetelere baskınlar yapılırken, provakasyona gelen yoksullar birbirilerini katlederken, “terörü lanetlemek” ve “kardeşlik çağrısı” yapmak niye akıllarına gelmedi sorusu önemini korumaktadır.
Yandaş sendikaların da böyle bir mitingde sermaye örgütleriyle yan yana gelmesi tepki toplarken DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, “Savaşta hep yoksulların, emekçilerin kanı dökülür. Savaş gibi emeğin tüm haklarının ortadan kaldırıldığı durumlarda sendikalar bağımsız tavır almalıdır” dedi.  Çerkezoğlu, bu mitingin kararlaştırıldığı toplantılara doğrudan iktidar temsilcisi bakanların katıldığının altını çizerek “Bu mitingin Suruç Katliamı ile başlatılan savaş politikaları sürecinde doğrudan Saray ve Davutoğlu tarafından organize edilmiştir” dedi. Çerkezoğlu, savaş gibi emeğin tüm haklarının ortadan kaldırıldığı bir süreçte işçi örgütlerinin sermaye örgütlerinin başını çektiği bir toplamla yan yana gelmemesi, bağımsız bir hat çizmesi gerektiğini belirtti. 
TOBB’un başını çektiği girişime Türkiye Barolar Birliği’nin de imzasının olmasına demokratik kitle örgütleri tepki gösterdi. TBB’nin kendisine emek değil sermaye örgütlerini, insan hakları savunucularını değil TOMA ve silah üreticilerini yoldaş seçtiği ifade edildi. 
AP Heyeti ile Patronların aynı haber-yazıda olmaları tesadüf değil..
Faili kim olursa olsun, sivillerin zarar gördüğü, Türkiye halklarının bir arada kardeşçe yaşama iradesinin hedeflendiği her türden şiddeti ve çifte standartlı yaklaşımı bir kez daha kınıyoruz.
AP Yeşiller Grubu Heyeti’nin Cizre ziyareti ile patronların miting çağrısını aynı haber yazı içerisinde ele almamızın okuyucuların dikkatinden kaçmayacağını biliyor, Sartre’nin "Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür" cümlesiyle bu haber-yazıyı sonlandırıyoruz.
DÇH-İletişim Birimi

Yorumlar İçin Dikkat! Suç teşkil edecek, tehditkâr, rahatsız edici, hakaret veya nefret suçu içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişilere aittir. DÇH-İletişim Birimi

 

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes