Ana içeriğe git

12 Eylül Darbesinin Nedenleri ve SonuçlarıDevam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Yaşar Aslankaya’ya Yaptırım, Tüm Çerkeslere Gözdağıdır!

Bu önemli meseleyi bütünlüklü okumalı, dayanışmayı öne çıkarmalıyız..
Bilindiği gibi; çeşitli etkinliklere katılmak üzere Kafkasya’ya giden Kaffed Genel Başkanı Yaşar Aslankaya’ya, Türkiye’ye dönerken havalimanında “Rusya Federasyonu’na girişinin 2020 yılına kadar 4 yıl süreyle yasaklandığı” kararı bildirilmiştir.
Bu kararın nedeni olarak, Dünya Çerkes Birliği (DÇB) Olağanüstü Genel Kurulu’nda tüzük değişikliği, anadil eğitimi, alfabe birliğinin sağlanmasına ilişkin çalışmalar ve resmi evraklara dair bazı önemli kararların alınmış olması, Aslankaya’nın kurulda yaptığı konuşmanın içeriği ve genel duruşu olduğu kanısındayız.
Yakın zaman önce ‘uçak krizi’ yaşayan Rusya ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin ekonomik yatırımlar ve stratejik olarak yeni bir mecraya taşınması, bu cüretkâr kararı belirleyen faktörlerdendir. Zira Rusya, Türkiye Devleti ile yaptığı neredeyse her pazarlığın içine Çerkes/Kafkas diasporasına dönük operasyonlarını katmakta, iki ülke arasındaki her türden gelişmeyi Çerkes/Kafkas diasporasını dizayn etmek için bir fırsata dönüştürmektedir.
Biz bu pazarlıklarla ve hazin sonuçlarıyla ilk kez karşılaşmıyoruz.. 150 yıl önce Rus Çarlığının Osmanlı ile anlaşması sonucu topraklarımız işgal edilmiş, halklarımızın soykırımına ve sürgününe kapı aralanmıştır. Bundan yaklaşık 22 yıl önce de; Rusya’nın Çeçenya’yı işgaline karşı direnen Çeçenlerin “Müslüman kardeşlerimiz” denilerek sırtı sıvazlanırken, Rusya ile Türkiye’nin ortak yatırımları sonrası tüm Çeçenlere bir anda “terörist, vahşi” gibi tanımlar uygun görülmüştür.
Rusya, biz Çerkesler için Anavatan Kafkasya ile bağlarımızı güçlendirmenin, soykırım ve sürgünün sonuçlarını telafi etmenin hayati önemde olduğunu bilmektedir ve bunu ciddi bir risk olarak görmektedir. Çizdiği sınırlar nispeten zorlandığında bile resmi ideolojisini hızla devreye girdiren Rusya, ABD ve taşeronlarıyla “Suriye halkı adına” Suriye’de çekişirken, sıra Çerkes halkına gelince ABD’den farksızlığını gözler önüne sermektedir. Rusya devleti, tıpkı Amerikan devleti gibi hizmet ettiği egemen sınıfın çıkarlarını her alanda korumakta, emperyalist-kapitalist karakterini açığa çıkarmaktadır. Dolayısıyla Rusya’nın temel insan hak ve özgürlükleri arasında yer alan seyahat özgürlüğünü ihlal ederken veya Çerkeslerin anavatanları ile ilişki kurma haklarını gasp ederken açığa çıkan tutumu, her kapitalist devletin ahlakı kadardır. Çerkes halkının en önemli ve en etkin kurumunun başkanının Anavatanına giriş yasağı konulması sürecini bu bütünlüklü perspektifle okumadığımız sürece, farklı biçim ve alanlarda tekrarlarıyla yüzleşmeye mahkumuz.
Bu yaşanan durum bir kez daha göstermiştir ki; Çerkes halkının uzunca süredir ‘şeşhen-kaşen-zekhes’ üçgenine hapsedilmesi, Çerkes halkı üzerinde hesapları olanların cüretkârlığına zemin de yaratmaktadır. Elbette kültürel değerlerimiz yaşatılmalıdır, aynı zamanda toplumsal taleplerin etrafında da birleşilmelidir ve bu olay vesilesiyle örgütlenme seviyemiz gözden geçirilmelidir.
Diğer taraftan; Kafkasya’nın veya diasporanın kurtuluşunun Amerikancı politikalardan geçtiğini savunan, ABD uydusu Gürcistan devleti ile sıkı ilişkileri ayyuka çıkan anlayışlar, bu durumlarını perdelemek için bugüne kadar Kaffed’e ve kendilerine karşıt olan herkese “Rusçu” yaftasını yapıştırdılar ancak bu unsurların temelsizliği bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır. Çerkes mücadelesine sürekli bariyerler kuran ‘Rusyasevici’ unsurların tarihsel yanılgıları da öyle. Yani, ‘Emperyalistlerden emperyalist beğenmeye’ kalkanların halklarımızı oyalamaya ve kafasını bulandırmaya dönük tüm kurguları çökmüştür. Artık halkın özgücüne güvenerek tam bağımsız bir hatta ilerleyenlerin yaklaşımları daha da önem kazanmıştır.
Ayrıca, yaklaşık 3 haftayı aşkın bir süre boyunca bu meselenin kamuoyu ile paylaşılmamasını ve gecikmenin kaynağında 'yanlışın düzeltileceği yönünde' DÇB gibi bir yapıdan beklenti içinde olunması durumunu, Kaffed'in sorgulaması gerekir.
Rusya’nın veya herhangi bir aktörün Çerkes/Kafkas diasporasını ve kurumlarını dizayn etmeye, yasaklarla barajlar kurarak halkın meşru taleplerini geriletmeye, Anavatan-Diaspora bütünlüğünü engellemeye dönük anti-demokratik adımlarına sessiz kalınmamalıdır.
Bu çerçevede, bundan tam 100 yıl önce halk düşmanı Rus Çarlığını tarihin çöplüğüne atan Rus halkı ve bundan 93 yıl önce saltanat düzenini yıkan Türkiye halkları Çerkes halkına, kardeşlerine omuz vermelidir.
Söz konusu yasak yalnızca Kaffed Başkanı Yaşar Aslankaya'nın şahsına değil, tüm Çerkeslere ve en temel insani değerlere karşı yapılmıştır. Bu sorunun çözümüne ilişkin Kaffed’in yanında olacağımızı kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes